11 Ağustos 2007 Cumartesi

KADINLAR

Uğruna yandığımız, acı çektiğimiz, uğruna ölmeyi göze alıp gözümüzü kırpmadan can aldığımız. İpek tenleri, dalgalı saçları, delip geçen bakışları ile çürük dünyamıza tat veren. Fırtınayla boğuşan balıkçının da Fazıl Say'ın da aklından hiç çıkmayan, dağda, şehirde, ötede, beride hayallerimizi süsleyen, güneşi, ayı, denizi, tatlı bir esintiyi, gülün kırmızısını, ya da ne var ise şu dünyada övgüye değer bir çırpıda harcadığımız uğruna. Şiirler yazdıran bizlere, yeni dünyalar keşfettiren, belki de iyi yaptığımız her ne var ise dünyada sebebi olan ONLAR; ONLAR ki en sonunda anaları gibi yaşlı, anaları gibi hasta, anaları gibi cazgır; varisli bacakları, buruşuk elleri, pörsümüş vücutları ile anaları gibi hesapçı, anaları gibi çekilmez olmayacaklar mı.

2 yorum:

Fazıl SAY dedi ki...

Böyle bir tezat, iki satırlık bir yazıda, bu kadar mı kuvvetli vurgulanır yarabbi!!!

İlk kısımdaki hayranlık duygusunu ne kadar derin hissediyorsam, son kısımdaki acımasızlık da aynı kuvvetle delip geçiyor ruhumu. Kabına sığmayan bu isyanın, kızgınlıkla dizginlenen tarifsizliği de ancak böyle bir tezatla ifade edilmez mi zaten!

Fazıl SAY

Nilhan dedi ki...

Şarabın ve kadının buruğu makbüldür derler... Dizinde uyuyan diil uzakta olan sevgilini özlersin... hadi gidelim diince koluna taktığın; peki sevgilim, sen bilirsin hayatım dieni aramazsın o zaten hep seni bekler bilirsin.. Kalbinin ucunu azcık buran, üzerine basıp geçsede varlığım varlğına armağan olsun, ne MUTLU türküm diene diee seni inleten KADINI seversin...Kadın dedigin böyle olur!!! Seni hem süründürür hemde sefkatle teselli eder, sende bunu seversin:) Hayatım ne kadar güzelsin beni ne kadar mutlu ediyorsun die aşk şiiri duydun mu hiç, tutku dolu her ilişkinin içinde biraz acı vardır kadınlığın gereği!!! Boşuna bu kadar sitem etme, şimdi bir kez daha düşün:)