Hayatta herşey kötüye gitmez
Bakarsın çocukluğundan bir koku gelir burnuna
Ya da rüyalarında arkadaş olursun
dalgalı saçlı, sivri yüzlü, sevecen bakışları olan bir kızla
Ummadığın bir anda tanıdık bir sarkı kulağında
çoktan unuttuğun
Sonra bir fotoğraf çıkar çekmeceden
annen baban yan yana siyah-beyaz
ama sen çekmişsin ne tuhaf
o an anlarsın işte mutlu olmak ne demek
26 Ekim 2011 Çarşamba
15 Mart 2009 Pazar
GÜZELLİK
Hayal edemediğim güzeli
Evimden çok uzakta
Rüyalarımda buldum
Şans, bir kez olsun
Ekşitmeden suratını
Yüzüme baksa derken
Çalıverdi kalbimi
Onun gülen gözleri
Kayıp gidecek altımızdan
Günlerimiz göz göre göre
Üzülmüyorum ama hiç
Zerre kadar geçene
Elde kalan her acının
Lütfu artık benimle
Olur Olmaz her yerde
Lehimlenmiş gibi yüzümde
Aldırmaz bir gülümseme
Coşkudan değil sade
Anladım ki herşeyle
Koşuyorum bu güzelliğe
Evimden çok uzakta
Rüyalarımda buldum
Şans, bir kez olsun
Ekşitmeden suratını
Yüzüme baksa derken
Çalıverdi kalbimi
Onun gülen gözleri
Kayıp gidecek altımızdan
Günlerimiz göz göre göre
Üzülmüyorum ama hiç
Zerre kadar geçene
Elde kalan her acının
Lütfu artık benimle
Olur Olmaz her yerde
Lehimlenmiş gibi yüzümde
Aldırmaz bir gülümseme
Coşkudan değil sade
Anladım ki herşeyle
Koşuyorum bu güzelliğe
28 Şubat 2009 Cumartesi
Muhabbet Kuşu
Muhabbet kuşum kısılmış kafesinde yalnız, sözde var her şeyi, ne duyarsa onu tekrar ediyor. Farkında mı ıslak sokaklarda bisiklet sürdüğümün, kış ortasında güneşe kafa tutan papatya dolu desem yollar inanır mı bana. Acaba biliyor mu onca zaman sonra yeniden bir rüya gördüğümü ya da merak ediyor mudur yüzümdeki aptal gülümseme neden. Sormaktansa ona bütün bunları belki sadece bir eş koymak lazım yanına, sonuçta ben bile anlayabilmiş değilim; bu sabah neden canlı değil denizin mavisi rüyamdaki kadar ve neden mutlu ediyor bu solukluk beni.
12 Nisan 2008 Cumartesi
DENİZ
Sabah ayazında bembeyaz, dumanı üstünde göğe karışmış. Güneş altında çırpıntılı, açıkta dalıp çıkan palamut sürüleri gibi coşkulu candan. Gri bulutlar altında lacivert ve pürüzsüz cam gibi sularında gümüşe dalan istavritler gibi gerçek, vahşi. Kayaları aşındırıan milyon yıllık sabrı ile eşsiz. Ay ışığında parıldayan gündüz şarkı söyleyen çakıl taşlı sahilllerinin zifiri karanlık gecelerde korkunç, sağanak yağmur altında yapayalnız hali. Gün batımında, deniz tozu olur heryer, kafamı kaldırdığımda, beline kadar su içinde mırmır peşinde beni bile duraksatır tarifsiz bu güzellik. Masaldaki çocuk gibi ilk kez gören denizi, ben de aşığım mavi gözlü bu kıza besbelli.
5 Kasım 2007 Pazartesi
ATMACA
İki insanın aynı anda aynı duyguları hissetmesi olanaklı mı sanki. Olmazı isteyip, bırak kendini kollarıma desem başka ama, bir adım atsan küçük, kıyısında dursan yarın, uçurumun dibinden bile olsa görsem, bilsem orada olduğunu, düşebileceğini yanlışlıkla. Karanlıktan bir ışık yaksan bana, ayrı düşen iki sevdalı gibi en azından birisi ikimizden, devam etse yoluna, aşık olsa yeniden. Karşılıksız bile kalsa, öpsem uzun ince parmaklarını, gülüşünden çalsam azıcık ve tuhaf ta gelse kulağa, mor-eflatun onlarca şey alsam sana. Sarı başak denizinde kulaç atan atmacam, dön bir bak bana, umursamaz halinden arınıp bir an ürk benden. Hiçbir şey kalmasa bile elimde en azından şu satırları sana yazdığımı bilip mutlu ol ya da ne bileyim sadece kork benden.
8 Eylül 2007 Cumartesi
SEN
Gülünce küçülen ışıl ışıl gözlerin aydınlatır dünyamı. Işığıyla ısındığım kış güneşim. Yaşadığım tüm acıları silecek her anı anlamlı kılacakmışsın gibi sanki, sen ki geçmişimin katili, zamanın düşmanısın. Yeni doğmuş bir bebek gibi hür bir o kadar da muhtacım sana senin yanında. Çünkü ilk defa düşüyorum aşka ya da bu defa başka.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)