İşlerimin yoğunluğu sebebi ile önceki günlere benzer bişeyler yazamıyorum, fakat sizleri de ihmal etmemek adına; hem bir merhaba demek hem de bir önceki yazıma yorum da bulunan
Fazıl Say'a teşekkür etmek için bir iki cümle yazmak boynumun borcudur. Fazıl Abi, yorumun Çehov'un Turgenyev'in Babalar ve Oğullar'ına göstermiş olduğu tepki gibi olmuş, çok çok teşekkür ederim. Bu arada Hande Yenge ile ayrılığınıza çok üzüldüm, oldukça yakışmıştınız birbirinize. SAygılar sunarım sayın abim.
2 yorum:
Hande'nin karşı konulması abes cazibesi ile sessiz kalınması olanaksız sevimsizliği arasında uzun süre gelgitler yaşamış olan ben, nihayet nefsime galip gelerek doyumsuz bir kadının bitmek bilmeyen cinsel arzularını dindirme zevkini bir kenara ittim. Bu ayrılığın saniyesinde başlayan pişmanlığım, eğretiliği her halinden anlaşılır hercai ilişkilerle dalgalanarak daha da hırçınlaştı. Fakat ne Hande'nin yalvaran ısrarları, ne de yanıp tutuşan vücudumun dinmek bilmez nöbetleri beni vazgeçiremeyecek. Çünkü anladım ki benim asıl istediğim sensin: SÜT OĞLAN!!!
Yorumu okuyunca inanamadım... Gerçekler bu kadar mı çarpıtılır, bu kadar mı kendi eksiklerinden bihaber olur insan... Bitmek bilmeyen arzularımı dindirme zevkini bir kenara itme nedenin zaten bunu beceremiyor olman olabilir mi Fazıl, ne dersin? Dinmek bilmez nöbetlermiş, hah! Ne zamandır saniyelerle ancak ölçülebilen zaman dilimleri "bitmek bilmez" olarak adlandırılabiliyor, sorarım??? Tavrım için üzgünüm ama, bitmiş de olsa, ilişkilerin özel anlarını topluma açmama kuralını ilk bozan olduğuna göre, bunu hak ettin Fazıl...
Sevgili kılıçdiş, güzel yazılarını bu yorumlarla kirlettiğimiz için üzgünüm, sanma ki çarpıcı tespitlerini hayranlıkla okumadım... Sen bu zavallının yorumlarına aldırma, yeni yazılarını bekliyorum...
P.S.: Kılıçdiş, sen Fazıl'ın "seni istiyorum" hezeyanlarını boşver, bazı şeyleri "başarabilmek" için istemek yetmiyor, mutsuz olmanı istemem benim gibi...
Yorum Gönder